Bitcoin – “Hey Hey Hey”

Magazin haberlerinin politika ve üçüncü sayfa haberlerine göre daha fazla tercih edildiği ve muhtemelen daha fazla izlendiği dönemlerde ana haber bültenlerinde fazlasıyla yer bulmuş bir olay vardı. Büyük bir toplantı salonunda, tuhaf takım elbiseler ve kıyafetler giymiş ve her hallerinden zengin oldukları anlaşılan kalabalık bir grup ayağa kalkmış “hey hey hey” şeklinde tempo tutarak ilginç hareketlerle dans ediyor, puro ve viski içiyor, lüks yiyeceklerin birisi gidiyor diğeri geliyordu. Haberin ilk aşamalarında bu insanların oldukça kazançlı bir yatırım yaptıkları ve düşük gelirli ülkemizde muazzam kazançlar elde ettikleri üstü kapalı olarak anlatılıyordu. Üstelik hızla zenginleşen bu yatırımcı grubu gittikçe genişliyordu. İnsanlar kolay yoldan zahmetsizce zengin olmak istiyorlardı.

Bugünlerde ise gazetelerin ekonomi sayfalarında Bitcoin denilen şifrelenmiş sanal bir para birimi hakkında çok çarpıcı ve ilgi çekici haberler çıkıyor. “Bitcoin ile zengin oldu.”,”Bitcoin rekor kırdı.”, “Bitcoin değerini dörde katladı.”, “Bitcoin 4.000 Dolar olabilir. (Haberin olduğu günlerde 2.500 Dolar seviyelerinde.)” Çıkan bu haberlerin uyuşukluğu ve sarhoşluğu altında pek bir kimse de çıkıp “İyi tamam da, bu Bitcoin ne işe yarıyor? Neyi temsil ediyor? 2.500 Dolar vereyim de ileride bugün yapamadığım neyi yapabileceğim bununla?” diye sormuyor.

 

Bu sorulara bir cevap vermek gerekirse öncelikle :

Bitcoin Nedir?

Bitcoin, arkasında herhangi bir ülke, bir merkez bankası olmayan, dolayısıyla arkasında bir ülkenin itibarı ya da altın gibi bir emtia rezervi olmayan, çeşitli kodlar ile şifrelenerek digital ortamda yaratılmış, çıkış amacı halihazırda kullanılan ödeme sistemlerine nazaran çok daha ucuz maliyetli para transferi gerçekleştirmek olan sanal bir para sistemidir.

 

Bitcoin tanımını böyle yaptıktan sonra bu yeni para birimine dünyanın neredeyse her yerinde neden yoğun bir talep olduğunu ve bu talep ile bitcoin fiyatının neden sürekli olarak arttığını sorgulayalım.

Bitcoin’i ilk olarak bir emtia değil bir para birimi olarak değerlendirelim. Kabul gören iktisadi görüşlere göre bir para biriminin üç temel işlevi vardır. Birincisi, değer değişim aracı, ikincisi değer biriktirme aracı ve üçüncüsü de değer ölçme aracıdır. Paraya sahip olup onu istiflemek gibi psikolojik bozuklukların yarattığı güdüleri yok sayarsak bir dördüncü işlev daha yoktur.

“Para’nın” icat edildiği günden bu yana parayı işlevlerinin herhangi birisi için kullanan insanların öncelikli temel güdüsü para olarak kabul ettiği şeye (deniz kabuğu, metal, kemik, altın banknot vs. neyse) güven duymak olmuştur. Başka bir deyişle para olarak bir “şeyi” kabul eden insanoğlu, ihtiyacı olduğunda veya arzu ettiği herhangi bir zamanda bu parayı yine beklediği değerde herhangi bir mal veya hizmet ile değiş tokuş etmek istemiştir. Bu isteğin tatmin olduğu ölçüde de “şey” para olarak başarılı olmuştur. Bu güven duygusu çağlar boyunca evrilerek uzunca bir süre altın gibi değerli madenlerin karşılığında basılan merkez bankası (devlet) paralarında kendisini göstermiş daha sonrasında ise günümüzdeki halini alarak salt basıldığı ülkenin itibarını temsil eden merkez bankaları paraları şekline dönüşmüştür.

İnsanların, halihazırda cüzdanlarındaki paralardan, sayılan bu üç işlevi yeterli derecede yerine getirmediği sebebiyle şikayet ettiklerini ve “Bitcoin”in ise bu üç işlevi son derece mükemmel biçimde yerine getirdiğini varsayalım. Durum böyle olsun.

Peki ya ani bir güvensizlik dalgası gelirse ve insanlar korkuyla “Ben artık Bitcoin’i para olarak kabul etmeyeceğim.” derlerse şu anda ellerinde Bitcoin olanlar Bitcoin’leri ile ne yapacaklar? Ortada “Getirin o Bitcoin’lerinizi bana, karşılığında ben size altın, döviz ya da istediğiniz kadar faiz vereceğim” diyecek bir merkez bankası da yok ise?

 

Şimdi de “Bitcoin”i para transferini son derece kolaylaştıran ve transfer maliyetini son derece düşüren  bir ödeme sistemi şeklindeki emtia olarak düşünelim. Bir emtianın değeri kabaca; onu kullanma, tüketme ve yok etme değeridir. Bitcoin’in kendisinden kaynaklı bir sahip olma faydası olduğunu sanmıyorum. Bir masanın, kalemin, biblonun eşya olarak bir kullanım ve sahip olma değeri olduğu çok açıktır. Bitcoin’in ise görünürdeki tek kullanım faydası; onun digital ortamda para transferi işlevidir. O halde bu işleve değer biçelim ve soralım; Fiktif olarak insanları milyarlarca dolar değerinde sanal para birimi yaratmaya yönlendirecek olan ihtiyaç neydi? İnsanlar bugüne kadar istedikleri gibi para transferi mi yapamıyorlardı? Yoksa “Bitcoin”in getirdiği para transfer işlemindeki verimlilik insanlara milyarlarca dolar tasarruf mu sağladı?

 

Tuhaf giysileri ile büyük toplantı salonlarında “hey hey hey” diye tempo tutan kişilerin daha sonra dolandırıcı oldukları ortaya çıktı. Belki de saadet zinciri olarak bilinen “Ponzi Yöntemi” denilen dolandırıcılığı Ülkemizde ilk kez kullanan kişilerdi. Daha sonra da hapse girdiler. Elbette arkalarında, kolay yoldan emek vermeden zengin olmak isteyen, ellerindeki küçük birikimlerini kaptırmış binlerce mağdur bırakarak…

Ne zaman Bitcoin örneğinde olduğu gibi bir haber okusam ya da izlesem kulaklarıma o “hey hey hey” sesleri gelir gibi olur.

 

 

 

You may also like...

2 Responses

  1. Güven Büyür dedi ki:

    Titan zinciri:))

  2. Güven Büyür dedi ki:

    Zincir-mincir hikaye adamın ceketi efsaneydi :)))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir