Cari Açık Azalıyor, Rezervler Eriyor ?

İlk bakışta keskin bir çelişki varmış gibi gözükse de olan tam olarak da bu. Aslına bakılacak olursa bizim Merkez Bankamızın rezervinin olması başlı başına bir çelişki. Son 17 yıllık dönemde sadece 2001 yılında Cari Açık vermemiş güzel ülkemizin nasıl oluyor da döviz rezervleri oluyor?

Sorunun cevabı finansmanının yapısında yatıyor.

Öncelikle kronik olarak sürekli biçimde bir ekonominin cari açık vermesinin sağlıksız bir durum olduğunu kabul etmek gerekir. Ardından; istisnai durumlar dışında sürdürülebilir ve yararlı olduğunu dahi kabul etmekte zorlandığımız “doğrudan yabancı yatırımlar” dediğimiz dışarıdan gelen sabit sermaye yatırımlarının da, cari açığın finansmanının kalıcı çözümü olduğu yönündeki genel kabul görmüş teselliyi de hadi haklı ve doğru olarak düşünelim. Bu kabuller ile 2000 yılı sonrası döneme bakalım; Cari açığın ne kadarını doğrudan yatırımlar finanse etmiş? Bu kez de 2000 yılı sonrasında sadece 2001 ve 2002 yıllarında (Cari Açık + Net Doğrudan Yatırımlar) kaleminin sonucunun pozitif olduğunu, yani doğrudan yatırımlar şeklinde gelen dövizin cari açığı kapatabildiğini görüyoruz. Aslında 2001 yılında Cari Fazla verdiğimizi düşünürsek, cari açık verdiğimiz sadece 2002 yılında cari açığımız sabit sermaye yatırımları ile kapatılabildiği gözüküyor.

Bununla birlikte yine aynı dönemde Merkez Bankamız rezervleri (Ödemeler Dengesi Verilerine göre) yaklaşık olarak 74 Milyar Dolar artmış. Peki bu nasıl oluyor? Burada da porftöy yatırımları ve diğer yatırımlar kalemi devreye giriyor. Portföy yatırımları ağırlıklı olarak İç Borçlanma Senetleri ve Hisse Senetlerinden, diğer yatırımlar ise başta Bankalar olmak üzere özel sektörün yurtdışından borçlanmasından oluşuyor. 2000 sonrası dönemin neredeyse tamamında Cari Açığımız bu şekilde borçlanma ve kısa vadeli spekülatif portföy yatırımları ile finanse edilebilmiş, üzerine de rezervlerimiz artmıştır. Özet olarak 2000 sonrası dönemde Merkez Bankası rezervlerindeki artış borçlanma ile sağlanmıştır. Rezervlerimizdeki dövizler bizim değil elin parasıdır. Rezervlerimiz şu kadar oldu diyerek övünmek doğru değildir.

 

Aşağıdaki grafikte yer alan son iki yıllık dönemde olan ise (Cari Açığımız azalırken Rezervlerimizin azalması) bu anlattığımız durumun borçlanma ayağının zayıflamasından kaynaklanıyor. Başka bir ifade ile, cari açığımız azalmış ama portföy yatırımı ve diğer yatırım olarak yurtiçine giren döviz daha fazla azalmış, sonucunda da daha önce borçlanarak yığdığımız döviz rezervlerinden yer hale gelmişiz. Buradan çıkarılacak dersler;

 

  1. Borçlanarak oluşan döviz rezervi o kadar da övünülecek bir şey değildir.
  2. Borçlanarak oluşan döviz rezervinin erimesi daha kolaydır.
  3. Eriyen döviz rezervine o kadar da üzülmemek gerekir.
  4. Övünülecek olan kanaatimce [Rezervler – Dış Borç Stoku]’dur.

 

döviz rezervi

Merkez Bankası Rezervleri

 

Kaynak: http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TCMB+TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Secilmis+Grafikler

 

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir